29.5.06

....Uykusunu alamamış bir çocuk kadar zapt edilemez, ya da memnun mu demeli, başka bir şey daha bilmiyorum.

Bir araştırma yapmışlar: Laboratuvar ortamında tuttukları bir kaç kediye bir yemek vermişler bir vermemişler... Yemek verdikleri kimi zamanlarda hayvanların bastığı yere , elektrik de vermişler . Ama her zaman değil...


Bir kedi sever olarak bu araştırmayı tasvip etmiyorum tabiki. Ama çıkan bir sonuç var ortada :

Bu kediler belirsizlikten dolayı nevrotik olmuşlar….

Gelecek mi gelmeyecek mi? Eziyet edecek mi etmeyecek mi, yiyecek verecek mi vermeyecek mi?

Ah ne yazık ki bu şekilde nevrotik edilmiş kadınlar var ülkemizde…

Her yüz kadından 97’si hayatında en az bir kez şiddete maruz kalmış araştırmalara göre… VE yarısı kadarı da düzenli olarak, yemek yer gibi, dayak yiyormuş anladığım kadarı …

Kınamaya gerek bile yok. Aksiyom diye bir şey vardır… Doğruluğu tartışılamaz önerilere denir.
Güneş sıcaktır= bu bir aksiyom….

Şiddet konusunda yoruma gerek yok. Bu konuda herkesin net bir “aksiyomu” olmalı.

Umarım butun tanıdığım kadınlar %3’e giriyordur. Tanımadığım her 97 kadına da kendilerini ezdirmeyecek güç diliyorum Tanrı’dan…(adam diye nitelendirmenin hata olduğu heriflerine de biraz insanlık)

Şiddet ile iç içe yaşayan, hangi gün dayak yieyecekleri belli olmayan kadınların nevrotik edilmiş kedilerden farkı ne?
Fark şu, ikinciler bilim adına nevrotik oldular….

Neyse, bu yazıyı yazarken sorunlarımı küçümsemeye başladım.
Yazacagım şuydu:
Nehir bir benden yemek yiyor,
Bir yemiyor. (aynı yemek yeme sürecinde)

"Kaşığı uzatayım mı uzatmayım mı, ben uzatmazsam kendi beceremiyor " derken derken

Nevrotik kediler geldi aklıma….

Ama,

Bu yakınmamı erteliyorum.
NE tuhaf ki dayak yemeyen bir kadın olmayı sıra dışı bir şey sayıyoruz. Bunun için şükrediyoruz.
Yazık…. Posted by Picasa

4 comments:

Mutfak Robotu said...

Sana inanamıyorum. Beynin nasıl çalışıyor böyle. Yani tebrik ederim, yemek yedirme işlemi ile nevrotik kediler arasında da bir bağ kurdun ya ! :))
Gerçekten şanslı ve azınlıkta bir topluluğuz sanırım. Umarım bundan sonra da o % 3 lük dilimin içinde kalırız. Ve aynı dualarımız kendi kızlarımız için olsun !...

Binnur Akhun Önen said...

Mutfak robotuna,
Annem hep bizim için Allah iyisine çattırsın diye dua ederdi.
Şİmdi ben de NEhir için, şimdiden, bu duayı ediyorum....
İnşallah hiçbirimizn evladı onlara hak ettikleri değeri vermeyecek birileri ile karşılaşmaz...

pandora said...

Daha önce de demiştim ya, bırak kendi yesin, telaşlanma aç kalmaz, kalırsa da tekrar verirsin yemek sonra, ya da kendisi ister zaten. Seninle birlikte hep, arada tekrar bir şeyler verirsin, birazcık aç kalsa da dünyanın sonu değil.. Bir dönemleri oluyor onların böyle. Kendi yemek istediğinde bırak kendi başına halletsin bir süre.. Kaşık kullanmayı da o sürede öğreniyorlar zaten.. Geçiyor sonra..

Binnur Akhun Önen said...

tecrübeli anneler ne derse dogrudur :)
Çocuklar bür günde şu kadar demir, şu kadar protein, şu kadar karbonhidrat almalı türü kalıplar olmasa belki daha rahat edeceğim.
O bahsedilen oranlara erişmdiğimi düşünüyor ve çocuğun gelişimine etki edeceğine hayıflanıyorum...
bütün mesel bu. yoksa yediği kadar deyip geçmek gerek evet...