28.5.06

.......BU sabah sol şakağımda var olmayan bir kurşunun var olan sızısı ile uyandım.

Daha insaflı da anlatılabilir bu ağrı: sanki sol şakağıma sol elimin işaret parmağını dayamışım, çok bastırmışım çok rahatsız olmuşum, işte öyle bir şey….

Bunun nedenini biliyorum ben.

Dün
bir çığlık- bir ağlama
koştum baktım
Nehir’in yüzünden kanlar akıyor.
Ertunç fırladı, onu kucakladı

Başımı iki elim arasına alıp
gözüne bir şey olmuş mu?
diyebildim sadece
ve yerimden hiç kıpırdayamadım.

NE olduğunu hala anlamış değiliz.
Alnında bir şişlik ve bir minik delik…
Nehir’in damarlarındaki kanın akışını bile yavaşlatan siniri (bu saptama bebek hemşiresine aitti) ilk defa işe yaradı. Kan bir şimşek gibi geldi ve ve geri gitti sanki…
Başını köşeye çarptı herhalde…

Eminim onun ağrısı yok bugün. Ama benim var, hem de başımı hiçbir yere çarpmadan...
Tam sol şakağımda, o orada oyalanırken yanında olmadığım için, ve bir de sürekli yanında duramayacağımı bildiğim ve şiddetle bunu reddettiğim için
karmaşanın olduğu yerde, başımda bir ağrı var…. Posted by Picasa

9 comments:

pandora said...

Senin bu bahsettiğin suçluluk duygusunu ben de kızım gözümüm önünde para yuttuğu zaman yaşamıştım. Her şey olup bittikten ve hastanede para sana anlattığım yöntemle 5 dakikada çıkartıldıktan sonra oturup kızıma yazdığım yazılara birini daha eklemiştim. Sana ağlamadım dedim ama, olay sırasında ve hastanede ağlamadım, bu tür olaylarda soğukkanlı davranırım ben, mantıkla hareket ederim ne kadar duygularım o sırada beni harap ederse etsin. Yazıyı yazarken ağlamıştım ama.. Sanırım o zaman boşalmıştı içimde oluşan korku, kaygı, suçluluk duygusu karışımı duygular..

Mutfak Robotu said...

Çok Geçmiş Olsun !
Okuduklarıma inanamadım. Göz açıp kapayıncaya kadar oluveriyor işte çocuklarda bazı şeyler. Her zaman yanında olamamaktan dolayı sakın kendini suçlu hissetme. Bu işin biraz daha büyüdükten sonraki kısmını düşün mesela. Okula gidecek, orada kendi başına bir birey olacak. Kendini korumasını eminim öğrenecek, ama ya dışardan gelecek olan tehlikeler ? Çocuğu o zaman okula, müdüre, öğretmenlere teslim ediyorsun. Orada yanında asla olamazsın. Ya da biraz daha büyüdükten sonraki yaşamlarında...
Allaha emanetler. Biz aileleri olarak gözümü onlardan ASLA ayırmıyoruz. Kalbimizi kendimiz için değil öncelik onlar için çarptırıyoruz. Allah beterinden korusun demekten başka bir lafımız kalmıyor, ne yazık ki bir noktadan sonra. ...

Tekrar geçmiş olsun...

everything_about_me said...

Çok geçmiş olsun.Rabbim beterinden saklasın.Zor inan çocuk yetiştirmek hele birazda yaramazsa sen gözünün içine baktıkca illa birşey geliyor başlarına,ben Aslı ile sadece hafta sonu vakit geçiriyorum ama illa ya kafasını çarpıyor,ya düşüyor perişan oluyorum tabi bir hafta sonu tam gün bakıyorum onda da iyi sahip çıkamıyorum diye ama inan onla alakası yok sürekli peşindeyim ama pen peşinde olduğum için sanırım arkasında olduğumu bildiğinden dolayı kendine güveni daha fazla oluyor ve daha hızlı,seri hareket ediyor eee uçamadığımız içinde kesin bir kaza çıkıyor.Allaha emanetler canım sıkma canını.çocuklar düşe kalka büyür.
sevgiler.

Binnur Akhun Önen said...

sevgili pandora ve mutfakrobotu
notlarınız için teşekkürler...

bu minik çılgınların tanrı tarafından korunduguna inanılır. mesela düştülermi kakltılar mı bizden daha az zarar görürlermiş. Umarım bu insan - züğürt tesellisi değildir. Çünkü ister insanın kendi gözleri önüde, isterse menaet ettiği müdür vs her kise onun gözleri önünde saniyeler içinde bir olay patlak verebiliyor.

Yani dip dibe olmak da çözüm degil...

neyseki bunu biliyorum. ama sucluluk duymak annelerin birincil görevi galiba yinede...

Binnur Akhun Önen said...

Eveything'e

çocuklar anneleri ile beraberken daha bir kayıtsız davranıyorlar, nasıl olsa ANNNNNNEM var o halleder her şeyi diye dogru..

Ben bizimkiler buradayken arada emanet edip kızı dısarı cıkıyorum. Döndügümde bana diyorlar ki sen geldiginde kuduruyor, sen yokken gayet rahat huzurlu oyun oynuyordu. Allah allah, bu nasıl iş?
YAni bu bir çeşit nazlanma, tüm marifetleri dökme midir?
:)
Neyse, öyle veya böyle, dedigin gibi düşe kalka büyüyorlar. Allaha emanet valla...

isil cetin said...

geçmiş olsun. ben seni doğru mu anladım bilmiyorum. yani, şiddetle karşı olduğun şey nedir, herzaman çocuğun yanında olmak mı? benim bazen başka çarem olmadığından (mesela tuvalete girdiğimde - sahi, siz ne yapıyorsunuz o zaman?) bazen de bilerek 16 aylık kızımı biraz yalnız bıraktığım oluyor. çocuk mutfağa girip kapıyı suratıma kapattığında ocakta birşey yoksa "biraz macera yaşasın" diyerek 15-20 saniye bekliyorum. ya da sessiz sessiz mama sandalyesine tırmandığında hemen değil, "inemiyorum" şeklinde bağırmaya başlayınca yanına gidiyorum. gerçi direkt atlamaya kalktığı da oluyor... 7 aylıkken bizim büyük yatakla duvar arasındaki bir karışlık boşluğa yüzükoyun düştüğünde (o aralıkta saat, kalem, mini teyp gibi ıvır zıvırlar da vardı) yüzünü kendime çevirirken ne göreceğim diye ödüm kopmuştu, o hissi asla bir daha yaşamak istemem. ama biraz serbestlik de lazım galiba.

Binnur Akhun Önen said...

Sevgili Isıl,
o son cümleyi bilerek oyle yazdım... yani 2 manası var o cumlenin.
hem onunla surekli durmayı reddediyorum (cünkü onun kendini bulması adına bu lazım)
hem de onun yanında durmamayı
yani anlamaman normal. biraz karısık yazdım özellikle
cunku ben de ne istedigim konusunda net degilim. :)
yalnız 15-20 saniye ozgur bırakıyorum lafına gercekten cok güldüm. ah biz anneler, iflah olmaz yaratıklarız valla :)
korkularını anlıyorum. nasıl anlamam :)

asliberry said...

büyük çok geçmiş olsun, ilk satırlarında benim de yüreğim ağzıma geldi. bir şey olmadığına çok sevindim.

Binnur Akhun Önen said...

Sevgili Asli,
tesekkur ederim :)
Böyle şoklar olmasın hayatımızda hicbirimizin.