11.8.06

Hala Emziriyor musun Sen?


Belki de henüz cinsiyeti belli bile değilken doğacak çocuğuma ona ömür boyu yararlanacağı bir hediye sunmaya karar verdim.

Bu hediye benim sütümdü.

Biraz uzun soluklu bir seçimdi benimkisi. Her şey yolunda giderse 12 Kasım 2004’den 12 Kasım 2006’ya, ilk günlerde günde 10-15, ilerleyen zamanlarda 5-10, daha da ileri zamanlarda ise 4-5 kere olmak kaydıyla 2 x 365 günden bahsediyorum….

(Annemi hafızası şaşırtmıyorsa) ancak 7 ay emzirilmiş bir insan olarak bu kararımda aileden görmüşlük veya doldurulmuşluk olduğu söylenemez. Kızım “geleceğe yatırım” sütünü bu kadar uzun zaman içebilmesini internet üzerinden ulaştığım onlarca araştırmaya borçlu.

Okuduklarımdan aklımda kalanlar “azaltanlar ve arttıranlar” olarak özetlenebilir. Ama sütü arttıran azaltan şeyler değil bahsettiğim, bebeğin şimdi ve sonra, hatta muhtemelen kendisi de bir anne belki de anneanne olduğu zamanlardaki sağlığını ve yaşam kalitesini arttıranlar ve sağlığına dönük riskleri azaltanlar….

Azalan (riskler) hanesinde

kanser, kimi alerjiler, gelecekte obeziteye yatkın olma ihtimali,

artan hanesinde ise bağışıklık sistemi (gücü) ve IQ seviyesi

aklımda kalanlar….


Liste çok uzun, hem de çok çok uzun. İlgilenenlere gebelik.org’daki şu yazıyı öneririm.

Emzirmenin tarihsel geçmişine gelince, başlangıcının türümüzün başlangıcı ile bir olduğunu düşünmek sanırım yanlış olmaz. Ancak daha sonra ana hatları ile soylular ve sıradan halk olmak üzere sınıf denen bir kavram girmiş insanoğlunun hayatına ve mertlik bozulmuş…

Mısırlılar ve Romalılar medeniyet üzerine ünlerine yakışmayacak bir “hamle” ile emzirmeyi asillik ötesi bir durum olarak görmüşler, “sütanne” diye bir kavram icat etmişler. O günden sonra, büyük ihtimalle “parasınlan değel mi kardeşim, para benim, dünya benim!” görgüsüzlüğünün eseri olarak sütü bile para bastırıp başka analardan temin etmek refah göstergesi olmuş, nice bebekler süt kokan ana kucağı ve sıcağından ve güçlü bir bağışıklık sisteminden yoksun büyüyüp, ya da büyüyemeyip gitmişler.

Gelmiş sanayi devrimi çatmış. Kadının iş gücüne de ihtiyaç duyulmaya başlanır olmuş. Reklamlar, gazeteler ve fısıltıcılar ek mama da ek mama demeye başlamışlar (dahilinde inek- keçi koyun sütü ve tazecik midelerin sindirmekte zorlandığı bir sürü şey).
Ortada henüz iş kanunu diye bir şey yokken veya var da üniversitelere Sosyal Politika dersi olarak konulacak niteliğe gelmeden, belli ki çalışan kadınların bebeklerine ayıracak pek bir zamanları yokmuş ki sütlerini emzire emzire bitimsizleştirsinler ve hazır mamaya yüz vermez olsunlar….

Bu konu, yani bitimsizleştirmek, göz ardı edilmemesi gereken bir mucizedir. Ne kadar emzirirseniz o kadar süt gelir. Doğa emzirmek isteyen ana’yı üzmez. Sen yeter ki iste, der.

Tarihe dönelim.
Zenginliğin bir dezavantaj olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz?
Düşünmediyseniz bir sonraki örnek ile düşüneceksiniz.

(yazıyı buradan ikiye ayırıyorum…Bir sonraki bölümü gerisini merak eden okusun diye….)


Resim NOt: Renoir, mother and child, 1886 Posted by Picasa

9 comments:

Aslicin said...

Çok şey istemiyorsun, her bilinçli annenin yapması gerekeni yapıyorsun. Ben 7 ay verebildim. 7 ay 1 hafta 1 gün. Beni iş seyahatleri bitirdi. Yoksa istediği kadar verebilirdim.

Binnur Akhun Önen said...

Sevgili Aslı, ben de 7 ay emzirilmişim, yukarıda bahsettiğim gibi.

Sonucta, en azından en önemli kısım olan ilk 6 ayı anacığımın sütü ile geçirebildiğim için kendimi şanslı sayıyorum.

Tıpkı ilerde senin de evladının kendini sanşlı sayacağı gibi :)

Anonymous said...

Bu aralar bende bu konuya kafami takmistim. Senin yazını gormek iyi geldi. Benim oglum Ege de 20 aylik. Ve hala emziriyorum. 2 yasina kadar da emzirmeyi dusunuyorum, bizim doktorumuz en buyuk destekcimiz. Ama etraftan tepkiler oluyor, kimi alayci (yahu bu artik kuzu degil, dana olmus), kimi ciddi (ilkokula kadar emzir bari). Ama anne sutunun inek sutunden daha kaliteli oldugunu dusundugum icin devam ediyorum. Kendi sutu oldugu halde sirf zor geldigi icin emzirmeyen annelere de cok kiziyorum (Hasta olanlar ve mecbur kalanlar hariç). Sonucta herkesin kendi karari. Bende bazen zorlaniyorum ama kucagimdaki o mutlu surat ifadesine bayiliyorum.
Sevgiler, Serpil

Binnur Akhun Önen said...

Sevgili Serpil,
yazı(ları)mın birilerine iyi gelmesi beni çok sevindiriyor.
Hele mevzu boyle ciddi bir konu ise.
Emziren annelerin uzerindeki ciddi baskıyı biliyorum.
NE tuhaftır ki emzirmek degil de emzirmemek matah bir hale gelmis.

Senin de dedigin gibi mecburiyetten emziremeyenlere degil sözüm.

Ancak keyfiyet veya göğüs estetiğini düşünerek emzirmeyi bırakan anneler en azından emziren annelere çok yanlış bir tutum icinde olduğunu söylemesinler diyorum.

YA da toplumsal sartlanmaların emzirme süresini azaltmıs oldugunu fark etsin insanlar.

Emziriyor olmak utanılacak bir şey degil, aksine. Senin o kucagında gülen yüze bakarken gülen yüzünden sevgiyle öperim :)

annelog said...

Ben her ikisini de çok az emzirebildim. Kızımı 4 ay oğlumu ancak 2 ay kadar. Hala yanarım buna. Ben ise hiç emzirilememişim. Çok isterdim en az 6 ay emzirebilmeyi:(((((

Binnur Akhun Önen said...

sevgili annelog,
emzirebildigin kadar emzirmissin en azından. çalışan kadınların hali hep aynı.
Bir yerlerde okumustum annelik çalışma dünyasında desteklenmiyor aksine köstekleniyor diye.

MEsela su aralar 4 aya cıkardılar güya doğum iznini (neden güya diyorum, 4 ay kanunu geldikten sonra bile nedense ssk bize 3 ay izin verdi. sordugum sorulara ise son derece kesin hatlarla bize gelmedi böyle bir şey cevabını verip susturdular beni. ıysaki internetten print ettigim yasa ile gitmistim. ne kötü acizlik. oysaki okumus etmis insanlarız, vur ensesine al lokmasını da degiliz. bazen insan geriliyor iste)
ŞİMDİLERDE TAM 4 ay olması için birseyler yapıyorlar, yani nasıl çıktı ya da cıkmadı bu kanun ben anlamadım. (O aralar çalışyırodum- Nehir 7 aylık olunca bu şehre tasındık ve ayrıldım)
Neyse, su 4 ay icin bile az diyorlar. GErcekten oyle. hem iznin tümünü dogum sonrası alamazsın, dogum oncesi en az 3 hafta evel izne cıkmak gerekliligin var. 4 ay olsa bile iznin kalıyor geriye 3 ay. Bir bebek için 3 ay nedir.. Annesi ile hayatının ilk bir yılını rtahatca gecirmeli bence...

Sütler nasıl bitiyor? işte böyle : Anne gün icinde emziremiyor evladını, süt azalıyor.

Yani yalnız degilsin.
Ne yazık ki.

Anonymous said...

Bebekleri 3-4 aylikken ise baslayan anneler, gunduzleri sutlerini sagip aksamlari emzirerek devam edebilirler. Benim arkadaslarimin cogu boyle devam ettiler emzirmeye. Sut sagma odasi olmadigi halde, tuvalet bolumlerininde onlara sandalye cekip ve depo bolumlerinde sutleri sagarak 2 yasina kadar verdiler. Zaten 9 aydan sonra gunduz emzirmeye veya anne sutu vermeye gerek kalmiyor. Sut sagma makinalari bence anneler icin onemli bir bulus. Zor oluyor ama bebeklerimiz ve sagliklari icin bunlari yapmaliyiz. Sevgilerimle, Serpil

Anonymous said...

Bebekleri 3-4 aylikken ise baslayan anneler, gunduzleri sutlerini sagip aksamlari emzirerek devam edebilirler. Benim arkadaslarimin cogu boyle devam ettiler emzirmeye. Sut sagma odasi olmadigi halde, tuvalet bolumlerininde onlara sandalye cekip ve depo bolumlerinde sutleri sagarak 2 yasina kadar verdiler. Zaten 9 aydan sonra gunduz emzirmeye veya anne sutu vermeye gerek kalmiyor. Sut sagma makinalari bence anneler icin onemli bir bulus. Zor oluyor ama bebeklerimiz ve sagliklari icin bunlari yapmaliyiz. Sevgilerimle, Serpil

Binnur Akhun Önen said...

bu süt sağma işini ben de yaptım. anneme de kaşık kaşık kızıma bu sütü içirme görevi düştü o zamanlar. Ancak gercekten ek bir çaba gerektiriyor. Anne bebegi kucagındayken oksitosin salgılar ve bu sütün akışını kolaylastırır, o yuzden sagmak biraz daha zordur.