18.6.06

Kızı yatırdım ve kendime güzel bir ziyafet çektim. Ziyafetin detaylarına girmeyeyim, pek ihtimal vermiyorum ama belki bu sayfanın okuyucuları arasında hamile bayanlar da vardır, canları çekmesin (öyle ya, daha doğmamış bebeğini özleyen bir annenin, 2 yaş fırtınası ile boğuşmaktan dili dışarı çıkmış, “ay işimi gücümü bıraktım, eski ben nerde?” diye vızıldanıp duran bir anneye pek de “empati” kurarak bakacağını ve ona “sempati” duyacağını sanmıyorum…)

Normalde hele tek başımaysam, kalkıp kendime ziyafet çekmek aklımın ucundan geçmez. Ayaküstü atıştırılmış bir iki kırık lokma işte.. Bir sürü şeyin yanı sıra olmamız gerekenler arasında bir de “zayıflık” durumunu göz önüne alırsak bu gariban alışkanlık fena bir şey sayılmaz aslında…

Ayaküstü yenmiş yemeklerin yaramadığına inanıyorum. Ama değil mi ki yaydık popocuğumuzu, bir de keyfine vararak yedik yemeciğimizi, eh o zaman hak ettik 3 aylık hamile rolü kesen göbeciğimizi…

Arada sırada yüz verdiğim bir felsefe var “yaşam dediğin sadece şu andır” olarak özetlenen.. Bu ziyafetin nedenini de bu olarak görelim.

Ancak dün kirpiklerim az kalsın kirpik kıvırma aletine takılı ama ben başka yerde kalmak üzereyken ki an yaşam idiyse eğer, yaşam pek bir ürpertici bir şey.

Önceki gün anlattığım Nehir’in kirli sepeti maceralarının devamı var. 2 yaş hala bitmedi, Nehir’in o sepeti ve o sepetin ona sunacağı imkanları bir hazine olarak görme yaklaşımı da tabi…

Ayrıca Nehir dün bir şey daha öğrendi: Benim bu sepet konusunda sınırlarımın ne kadar geniş olduğunu, arada kendi işimi yapmak adına onun o sepetin üzerine çıkmasına izin vereceğimi…

Tüm gün kendimi aynada bile görmekten hoşlanmayacak salaşlıkla dolaşıyorum evin içinde şu günlerde.
Adamım gelmeden süsleneyim de kendim kendimi görmekten hoşnut değilsem de bari birileri beni görmekten hoşnut olsun diyorum, hala, neyse ki.
Yani hepten unu eleyip eleği asmak da var, e o da pek hoş olmaz bu yaşta..

Doğallık güzel şey olabilir, ama inanın bana allanmış dudaklar ve yanaklar, rimel sürmeseniz de (dışarıdan bir ucubeye benzeyen ama işlevsel olarak çok yararlı) kirpik kıvırma aleti ile edalı bakışlar kazandırılmış gözlerle çok daha güzel oluyorsunuz.

Güzel olunca, güzel hissediyor, güzel hissedince de başkalarının da kendini iyi hissetmesini sağlıyorsunuz. Formül çok basit yani.

Ancak Nehir arada dudacıklarını ve yanacıklarını bana uzatıp allığın fırçasından hafif bir dokunuş almanın ötesinde hala doğal olmayı tercih ediyor.
Mesela elindeki kalemi prize sokmaya çalışmak onun için çok doğal bir davranış. Fakat ben sol gözümün üst kapak kripiklerini o anda nasıl kıvıraç denen ucubeye teslim etmedim bilmiyorum. Etseydim doğal ötesi olacaktım, şanslıyım…

O kısmı atlattık…

Saçlarıma şöyle bir hava kazandırayım dedim, en azından o esnada prizi de kapamış olurum bir şekilde…
Fakat Nehir doğallıkta sınır tanımıyor. Onun için önünden geçen ve çalışmakta olan fön makinesin kablosunu ısırmak çok doğal, e tabi benim için “ay ay ay , ay Nehir napıyorsuuuun?” diye bağırmakta…

Tabi tüm doğallıklar tehlike barındırmıyor. Mesela doğallar listesine bugün iki şey daha eklendi…
Soğan çekmecesini çek, her bir soğanı teker teker yere fırlat ve bir yandan da “attttti, attiiiii” diye bağır. Diğeri de kağıtta yer kalmadığında annenin kollarında çizim yapmaya devam et
Doğallar listesine katılan son iki maddeye can kurban, yeter ki önceki iki şeyi liste demirbaşı yapmasın.

Bu tür minik şokların sinirlerimi keman yayı gibi gerip gerip bırakak akor ettiğini düşünürsek eğer, elbet bu akorun arkasından bir ziyafet çok güzel gider (müzik ziyafeti de olur- ama ben gerçek ziyafetten bahsetmiştim)…
Tüm annelere afiyyyyetttt olsun… Posted by Picasa

10 comments:

pandora said...

Prizler için özel koruyucu şeyler satılıyor. Büyük marketlerde veya çocuk oyuncakları filan satan büyük dükkanlarda çocuk ve bebek güvenliğiyle ilgili bölümler oluyor, orada bulabilirsin. Ben Rüzgar çok ufakken bütün prizlere takmıştım. Çok da kullanışlı bir şey, hala takılı bizim evde bütün prizlere bu ufacık, ama işe yarar şeyler. Minik anahtarları var, isteyince açıyorsun..

annelog said...

Ah bu minik elektrikçiler, merak topları, oyun icad ediciler:))Yine çok tatlı çıkmış ama:)

dr.arzu said...

Binnurcum bu 2 özel zevk bizde de dönemsel olarak tekrarlıyor maalesef.Ama bizim elektrikçimiz mesleğinde iyi bayağı.Evi yaptırırken ''Kaçak Rolesi''diye bir aygıt taktı.Birisi elektrik akımına tutulduğunda,bir yerde kaçak olduğunda anında sigorta atıyor.2 kez ikizlerin biri,2 kez de ufaklık prize vida,araba tekerleği vs. soktular kaşla göz arasında.Ben balkonu yıkarken balkondaki prize su kaçtığında da hemen sigorta atıyor.Su kurumadan elektriği devreye sokamıyorsun,sigorta hemen yine atıyor.Hayat kurtarıcı birşey yani.

dr.arzu said...

Binnurcum bu 2 özel zevk bizde de dönemsel olarak tekrarlıyor maalesef.Ama bizim elektrikçimiz mesleğinde iyi bayağı.Evi yaptırırken ''Kaçak Rolesi''diye bir aygıt taktı.Birisi elektrik akımına tutulduğunda,bir yerde kaçak olduğunda anında sigorta atıyor.2 kez ikizlerin biri,2 kez de ufaklık prize vida,araba tekerleği vs. soktular kaşla göz arasında.Ben balkonu yıkarken balkondaki prize su kaçtığında da hemen sigorta atıyor.Su kurumadan elektriği devreye sokamıyorsun,sigorta hemen yine atıyor.Hayat kurtarıcı birşey yani.

Mutfak Robotu said...

Ben merak ediyorum niye bütün o albenisi bol oyuncaklar icat edilmiş ? Hadi icat edildi biz niye hala alalım diye ısrarcıyız ?
Evdei tencere-tava-çamaşır sepeti yeterli bence onlar için baksanıza..İnanamadığım bir nokta ise insanın gen yapısı herkeslerde farklılıklar gösterir, biri diğerine hiç benzemezken, niye bütün çocuklar geçirdikleri evrelerde hep aynı aktivitileri yaparlar ???

Binnur Akhun Önen said...

Pandora,
aslında haklısın almam gerek. Fakat Nehir bu yaramazlık aşamasına yeni geldi ve ben ahzırrlıksız yakalandım.

Zaten normalde prizler onun ulaşabileceği yerlerde değil.

PEmbe sepeti de oradan kaldırıp küvetin içine koydum (:)), şimdilik bu priz de ondan uzaklaştırılmış oldu yani.
BEn gidip alıncaya kadar o klitlerden, bu bizi idare eder.

Binnur Akhun Önen said...

Annelog,
biliyor musun bu minik merak topu Pazar günü beni yine aynı hikayeden ve aslında birkimlerden dolayı da belki hıkıra hıçkıra ağlattı.
BEn bir tuhaf oldum yahu :)

Binnur Akhun Önen said...

Dr Arzucugum,
o dedigin şey sanırım bizim tüm apt'a takıldı. (AAA ne unutkanım, o İzmir'deki evdeydi)
Yine içime su serpilmedi.
BEnim derhal önlem almam lazım.

Binnur Akhun Önen said...

Robotcugum, Bunun nedeni bebeklerin ve cocukların ne kadar sevldiklerini anlamak icin ailelerinin sabrını deneme niyetleri olabilir :)
Seviyorum diyorum anlamıyor :)

dr.arzu said...

Binnurcum!12.06.06 tarihli yazına da gecikmeli bir yorum bıraktım,bir göz atıver.