Dünyanın öteki ucunda kadının biri demiş ki,
Bir yılbaşı sabahı uyanıp artık çocuk olmadığınızı fark etmek kadar üzücü bir şey yoktur, her şeyimi doğum sonrası depresyonuyla kaybettim…
İnsanların görmezlikten geldiği bir gerçek: doğum sonrası depresyonu…
Kimileri bunu kapris olarak yorumluyor. Öyle ya doğum bir milat. Öncesi ve sonrası var… Tüm diziler, tüm filmler bize gösteriyor ki kadınlar hamile olduklarını açıkladıklarında başlarına “görünmez” bir taç takılıyor ve yine “görünmez” bir tahta oturtuluyorlar….
Dokuz ay deyip geçmeyin, az bir süreç değil… Bitmek bilmiyor… Bir zaman geliyor insan kendini bildi bileli hamileymiş gibi bile oluyor. BU durumda doğumla beraber gelen ayrılık travmasına şaşmamak gerek. Ayrıca hormonsal karmaşayı da göz önünde bulundurmalı.
Oysa doğum sonrası depresyonunun ilginin yön değiştirmesinden kaynaklandığını sananlar var bu dünya da…
Onlara göre bebecik annenin içindeyken tüm gözler ve agucuk gugucuk’un yetişkinler için uyarlanmış haliyle sözler taşıyıcıya, yani anneye yönelikti, yorgan gitti kavga bitti.
Taşıyıcının omuzlar üzerinde taşınmasına neden olan şey artık ondan ayrılmış olduğuna göre artık ona sırt dönülebilir ve bu durumda taşıyanın kırgın bir ifade ile dudaklarını titretmesi ve kaybettiği ilgiyi tekrar geri kazanmak için elinden ne gelirse, hatta buna depresyona girmek de dahil, yapması normaldir…
Fakat kazın ayağı öyle değil..
Evet, gerçekten 9 ay çok uzun bir süreç. O kadar uzun ki artık insan hamileliği kanıksar hale geliyor ve tabiî ki çevrenizdekiler de…
Hamileliğinin ilerleyen aylarında ev boyamayan tanıdığım yok gibi… Annemlerin ve eşimin tüm itirazlarının bir kulağımdan girip öbür kulağımdan çıktığını ve sandalye üzerinde diğer fırçalarla âşık atarak köşe bucak boyadığımı hatırlıyorum…
Yer sildiğimi, doktorlar ne derse desin kedinin kumunu 8. aya kadar bizzat değiştirdiğimi, son dakikaya kadar eşimin atletleri dâhil her şeylerini ayakta ütülediğimi (şimdi normal bir insanım neyse ki), okulda herkesler asansör kapısına yığılmışken 5. kattaki dersliğime ulaşmak için merdivenlere yöneldiğimi, okula her gün yürüyerek gidip geldiğimi de hatırlıyorum…
Sanırım insan hamileyken kendini sistemli bir şekilde normallikten çekilir buluyor ve buna direnmek adına gerekli gereksiz işler yapıyor. Bu durumda insanın kendisi kendisini pohpohlamazken başkalarından artı bir özen beklediği ve sona eren hamilelikle bunun yasını tuttuğunu söylemek yanlış bence…
Hormonlar dedik değil mi?
Hamileliğim ile beraber (pardon 4-5 ayından itibarendi aslında) yüzüme arsız bir inatla gelip oturan gebelik maskesini hala taşımaktayım. Arsız inat tamlamasını açıklayayım öncelikle… Bu lekelerin güneşten korunarak bertaraf edileceği söylenir, üzgünüm yok böyle bir şey. Koruma faktörü sayısı neredeyse yaşıma yakın bir güneş kremi aldım. Nerdeyse hiç güneşlenmedim (zaten hiç hazzetmem bu işten) ama nafile….
Sağ gözümün çevresinde ve alnımda münasebetsiz kahverengi lekeler , ya da hadi biraz daha sevimlileştirelim şu işi, çiller olarak tanımlanabilecek bu maskeyi neden hala taşımakta olduğum konusuna gelelim…
Çünkü ben emziriyorum..
Evet, hala..
Sanırım bu lafın arkasından itiraz efektleri düğmesine basmamız gerekiyor. Üzülmeyin, ben sizin yerinize o düğmeye bastım.
Biliyorum sadece ilk 6 ay yeter… Biliyorum maksimum 1 yıl yeter. Biliyorum, artık kızı sütten kesmek çok zor olacak. Biliyorum o beni artık suiistimal ediyor. Biliyorum, süt emdiği için iştahı daha az vs vs.
Açıklama yapmak gerekirse Dünya Sağlık Örgütü gelişmekte olan ülkelerde 2 yaşına kadar emzirmeyi tavsiye ediyor. Ayrıca vücudumun oluşturduğu antikorların sütüme geçmediğini mi sanıyorsunuz… Daha söylenecek çok şey var ama belki de siz itiraz edenlerden değilsiniz, boşuna kafanızı ağrıtmayayım.
Ancak uzun zamandır yazılarımda açık vermediğim bu konuya neden değindim şimdi dersek eğer. Loğusalığa has dengede veya dengesizlikte hormonların bende hala yürürlükte olduğunu düşündürüyor şu emzirdiğim sürece geçmeyecek olan gebelik maskesi..
Hayır, bir şey değil kadın vücudu biraz daha çabalasa bir Zorro yaratacak, ona bozuluyorum.
Geçen gün neden acaba dedim bünyenin böyle kendini bilinçli gibi gözüken şekilde çirkinleştirme çabası…
Şuna karar verdim. Bakacak minik bir bebeğin var, karşı cinse cazip görünme, kiiiii, bir başka bebeğe zaruri geçiş yapma.. Biliyorsunuz hamileyken emziremiyorsunuz.
Doğa kadını emzirdiği sürece façası bozuk yapmaktan hoşlanıyor. Böylece daha uzun süre süt, daha uzun süre özenli bakım.
Vs vs.
Kızım geldi. Ve kaka kokuyor.
Resim: Picasso