3.7.06

.......Askerden izine geldiği zaman benim adam, her nedense koşa koşa Kızlar Ağası Han’ına gittik. Bilenler bilir, bilmeyenlere de ben anlatayım burası süper otantik tarihi bir bedestendir. Bir zamanlar İpek Yolu yolcularının uğraklarından biri olarak bilinen bu handa bugün incik boncuk, entel dantel ne ararsanız bulursunuz…

Dedim ya askerden izine gelmiş, Türkiye’nin taaaaaa öteki ucundan benim adam, soluğu her ne hikmetse Kızlar Ağasında aldık. O gün orada bulunan insanlar üst kattaki yarı değerli taşlar satan ilginç adama, eski kitapçılara, Hint işi kıyafetler satan doğu gezginlerine- ya da uzak doğuyu kapı komşusu yapmış tüccarlara mı demeli—çamur şekillendirenlere, eski plakçılara, gümüşçülere, boncuk dizicilerine, tütsücülere, veya dibek kahvecisine gelmiş olabilirler.. Ama biz mızıka almak için oradaydık…

Hem de bana…

E bir iki öttürdük (!) tabi, ve hatta internetteki online kurslardan de medet ummayı da ihmal etmedik.. Ama sonuç bir köşelerde unutulmak oldu zavallı güzel mızıkam için…

Bugün onu bana aldıran manevi gücün maksadını keşfettim ben. Kakalar sağa sola bulaşmadan bebek altı temizleyebilmemi sağlamak….

Nehir’i hala küçük odaya taşımamak için kendime edindiğim bahanelerden biri de şudur: Yan komşu ile aramızda bulunan tek --ve ince---- duvar bu, ve kızım geceleri ağladığında yan odaki oğlanlar uykularından olacaklar…


Bu konu başka zamanların konusu. Şimdilik girmeyeyim.. Ancak yan odadan sık sık tatlı gitar tıngırtıları gelmesinin nedenini anlamışsınızdır.
Ama bugün yan evin oğlanları 1,5 yaşında bir bebekle uğraşmaktan başka görünürde bir atraksiyonu bulunmayan kadının (ve o anda işte olan kocasının) yaşadığı yan evlerinden neden mızıka sesleri geldiğini anlamadılar…

Dişlerimin arasına sıkıştırdığım mızıkayı, anlayamadığım tüm online dersleri bir çırpıda anlamış gibi nasıl da can hıraş çalıyordum ben bile şaşırdım… Poposunda kakalar, çırpınan bir martıya benzeyen kızım bir anda öyle bir kıvama geldi ki akşama kadar mızıka çalmak istedim. Hem de tek bacak üstünde…




****(Belki o zaman dünya beni tanır, Ian Anderson’ı tanıdığı gibi.
Bu adamın sadece flüt çaldığını sanmak hata olur. Grubun(Jethro Tull) A song for Jeffrey adlı şarkısı tahminen hayatıma mızıkayı sokan itici güç….Dinlemeyen dinlesin pişman olmaz.) Posted by Picasa

13 comments:

annelog said...

Jethro Tull dinlemeyeli uzun zaman oldu, sayende hatırladım, o zamanlar CD pahalı tabii, kasetleri vardı bende. Nerelerdedir şimdi bilmiyorum. Çok ilginç bir sakinleştirm yöntemi bulmuşsun bu arada, tebrikler:))

Binnur Akhun Önen said...

VAlla insan zorda kalınca yöntem kendiliğinden geliyor :)
Bu arada her ne kadr telif hakkı meselelerinden dolayı onaylamasak da bilgisayar ve internet sayesinde müziğe ulaşmak eskisi kadar zor değil biliyorsun.

BEn de öğrenciliğimde ne para biriktirirdim plakçılara gittiğimde ellerim dolu döneyim diye. Yine de çok bir şey alamazdık tabi.

mom said...

demek isin sirri mizika, bugunler oglusum bezini degistirmeme konusunda bizimle savas veriyor adeta senin bu yazini okuyunca acaba bende bir mizika alsammi diye dusunmeye basladim ve gitar uzun zamandir calmak isteyip calamadigim(gitarim olmadigindan ve calmayi bilmedigimden:)) tek sey...

Binnur Akhun Önen said...

Sevgili Mom-
ben bu cumleden senin diger müzik aletlerii calmayı bildigini cıkardım (dogru mu anlamısım)
eger oyleyse ellerinden öpüyorum:)

Mızıkayı bez degistirme savası için kullanmanı tavisye ederim.
gercekten etkin ve ucuz bir silah :)

mom said...

yok flut disinda baska bisi calamiyorum :)))))ama en cok obua ve gitar calmayi orenmek isterdim

Binnur Akhun Önen said...

BEn de Ian Anderson gibi yan flüt çalmak isterdim. Ama artık geç kaldık galiba. Yani ona ayıracak zaman nerde bende. HEm de evde oturuyor olmamqa ragmen su an.
Kız beni bıraktıgında (okula başladıgında) ben de calısmaya baslamıs olacagım, yine zamanım olmayacak...
Bu hayattan bu istegimi yerine getirmeden gidecege benziyorum :)

mom said...

olsun insan hayal ettigi surece yasarmis bizde hayal etmeye devam edelim, diger taraftaki "calarsin anca ruyanda" pankartlarini gormemeye calisalim:))

Binnur Akhun Önen said...

anca rüyanda lafına nedense cok güldüm :)

hakkaten öyle diyiciler var di mi :)

mom said...

vet bize cok " aa bak cocugun olsun sinemayi unut sen, kendine ait hayati unut bidi bidi" diyen cok oldu, gerci dedikleri oldu ama onceden soyleyip insanin moralini bozmaya gerek yok dimi?
ama bende simdi baskalarindan intikam aliyorum " sen dogur bide gor gununu " diye:))hehe hain mom

Binnur Akhun Önen said...

Az önce bu konu ile ilgili bir yazı yazmayı düsündüm ilginctir.
YAni bu zincirleme intikam konusunda..
HErkes birbirinden alıyor acısını hayinler ve ben hayin, tanıştırayım :)

Nerdeydin soruna cevap:
İzmir'deydim: Son 35 yıldır.
ancak bir yıldır İzmit'teyim ...

mom said...

intikam tatlidir:))
demek izmittesin yakin sayiliriz o zaman
ve izmir bir turlu gidemedigim, gidipte sadece bornova yollarini gorup kayboldugum sehir:)

Binnur Akhun Önen said...

Borova pek İzmir sayılmıyor benim gözümde aslında (ki 4 yılım orada gecit okul nedeniyle)
Mutlaka gitmelisin şehrime , ama elini cabuk tut, İzmir'i de rezil etmeden bir takım insanlar, şu güzel , nezih ve çağdaş haliyle görmelisin.
BEilemiyorum, ben bir İzmir aşığıyım. TAşınırken döktüğüm gözyaşları kovalar doldurur :)

mom said...

daha uzun vadede izmir e gidemiycez sanirim:)demek heryeri oldugu gibi orayida mahvetmeyi basariyorlar..