3.2.09

Okuyan Maymun


İş işten geçtikten sonra hangi mesleğin bana daha uygun olduğuna dair bir yığın fikrim oldu.
İş işten geçme tarihi ile ilgili kesin bir belirleme yapmam istenirse cevabım çok seçenekli olacaktır.


Seçeneklerden biri 1987 yılının sıcak bir Haziran gününü gösterir ki işte tam o günde salon masamızın üzerine üniversite tercih formu ile beraber yayılmış, geleceğimi belirleyen noktalamalar yapan bir insan gerginliğinde değil de günlük bulmaca çözen bir emeklinin kayıtsızlığındaydım.


Neyseki sonuç iyiydi. Haspel kader birinci tercihe koyduğum fakülte ne sen sor ne ben söyleyeyim formunda değil aksine hayalperestlerin popülerler arasına soktuğu bir yerdi. Hayalperestlik konusunu özetle açalım: Çağan Irmak'la aynı okuldan mezunuz, ama gel gör ki bu okula (3 alt bölümü dahil) her sene 150 civarı insan giriyor. Lakin 15-20 senede bir, bir adet Çağan çıkıyor.


İş işten geçme tarihleri belirlemesine geri dönersek, 87 Haziran'ından sonra seçeneklerin hızla çoğalmakta olduğunu görürüz. Bu seçenek çeşitliliği, tavan arasında entropik yıkımın neticelenmesini bekleyen onlarca kitabımda da görülebilir. BU kitaplar size "yönetmen" olmayı isteyen genç bir kızı anlatırlar, ve sonra lafı uzatmadan maddelersek eğer "senarist", " "fotoğraf sanatçısı", "reklamcı", "gazeteci", "televizyoncu", "yazar", "sosyolog", "antropolog", "psikolog", "filolog", "astrolog", "log" oğlu "log"....


ŞÜkür ki son 15 senede bunlardan bir kaçını olmuşum. Elbette olabildiklerimin arasında bir tanesi bile "log" ile bitmiyor. Çünkü ayıptır söylemesi poponuza bir de log takmak için 4 sene oturup bir okul bitirmek gerekiyor -astrologlar hariç.
Netice?
Şu an öğretmenim. Neyseki küçük insanları ve öğretmeyi sevmem nedeniyle hayalimde olmayan bir iş yapıyor olmak beni ezmiyor. Fakat bu durum bana sıklıkla "nerdeeeeen nereye ?" dedirtiyor.

Bilmem irdelemeye ihtiyacımız var mı? Herkesin işi gücü var, uzun okumalar yapacak adam ara ki bulasın. Özetle bu duruma her ne kadar seyretmesem de eş dost sagolsun seyretmeden anladığım bir film ile örnek vermek istiyorum. Benimki bir nevi "Issız Adam" sendromu.
Hayat kısa, o halde zevk alınacak bir sürü iş kolu var. Yumul....

Sonuç olarak elimde olan tam bana göre olan mıdır? Bilmem, bunu öğrencilerime sormak lazım.
Peki maymun iştahlılıkta sınır var mıdır? Profesyonel anlamda olmasa da amatör anlamda sınır yoktur, tüm internet elimin altındadır ve arşivde illustratorluk, vektörsanatı, vs vs bir yıgın döküman huzurunuzdaki maymunun iştahını kabartmaktadır....

2 comments:

asliberry said...

Binnur benim de illustratörlük merakım var. Aman öğrendikten sonra bana da öğret tamam mı? Yabancı bloglara bakıp bakıp mahvoluyorum burada. Okul Öncesi Resim Eğitimi derslerini bitirmek üzereyim. Bir de Bedri Rahmi'nin Resme Başlarkenini okuyorum, çok didaktik ama farkında olmadan bilmediğim bir sürü şey öğreniyorum. Öffff, kader bir güzellik yapsa evlerimiz yakınlaşsa.

Özlem Eren said...

Merhaba,

Ödülünüz var.
http://ikizannesinden.blogspot.com/2009/02/odulumuz-var.html