2.2.07


Hayat, tezlerimi çürütmeye bayılıyor...

Abartmayalım, tabi ki hepsini değil… Yoksa kendimden şüphe edeceğim. Ben hayatı neden bu kadar ters algılıyorum acaba diyeceğim…

Diğer çürüttüğü ve tedavülden kaldırdığı tezlerim hadi neyse de, bari şu tezime dokunmasaydı:


“Rahat bırakacaksın çocuğu, elbette hasta da olacak, olursa olsun, ne olmuş yani. Üstelik rahat bıraktıkça daha az hasta olur, direnci artar,”

Öyle değilmiş arkadaşlar… Son günlerde hayat beni deyim ve atasözleri dersinin “üzerine titreme” konusunda tahtaya kaldırmış durumda… Elinde sopası, “Anla va anlat bakalım,” diyor bana hayat, “üzerine titre ne demekmiş?”

Hayatı boş verin, ben size anlatayım…

Havalar soğuk diye günlerdir çocuğu ve kendini dışarı çıkarmamakmış…

Pardon diyor içimden bir ses, şakır şakır yağmur altında, beben dünyaya 40 değil, 20 gün evvel gelmişken henüz, sokaklarda fink atan sen değil miydin?
Bendim….

Apartman komşuna giderken bile evladın üzerine battaniye sarmakmış…

Pardon diyor yine içimdeki ses, hava soğuk diye parkta bir in-cin bir de siz top oynarken rüzgarın gücüne güç katmak için evladı bir de salıncağa bindirip uçuran sen değil miydin?
Bendim…

Eeeee diyor içimdeki ses, “ ne olduuuuu? Haaa ne olduuuu?”

NE mi oldu?

Sormayın, kızım 2. yaşını bitirdi… E ne olmuş yani diyenleri duyar gibiyim. Böyle diyenleri ikiye ayırıyorum. Birinci grup evladı henüz bu sınıra gelmemiş olanlardan, ikinci grupta evladı o sınırı geçeli çok olmuş ve hafızaları daha başka yaşlara has bir yığın ot- püsür ile doldurulmuş ebeveynler. BU ikinciler haliyle geçmişin detaylarını hafızalarında yeni olaylara yer açmak adına silmekteler.

O halde bilmeyene anlatayım, unutana da hatırlatayım…

Bu dönem psikologlar, psikiyatrlar hiiiç kusura bakmasın oral-moral- ağız- mağız dönemi değil basbayağı kulak dönemidir.

Evlat bir gün karşınıza dikilir, parmağı kulağında, yüzü limon satmakta şu unutulmaz sözü sarfeder: “aaaayyy kuyyaaağğğ, ayyyy ayyy acıdı!”

Kaptığınız gibi doktora….

Br başka zaman, bu kez gece, eliniz evlat alnında… Ateşi mi var ne….Sebep ne acaba.
Ertesi sabah hayda hoppa apar topar yine doktora…
Feryat fgan, doktor evladın kulağına sanki şiş sokuyor, oysa adamcağız hepi topu ışıklı mercekli bir alet ile bakıyor.
Siz de doktorun ağzının içine bakma hazırlıkları içindesiniz .. Kontrol bitiyor, doktor şöyle bir “hmmmmmmmmmmmmmmm” salıyor…
“Bu kulak biraz sevimsiz!”

Öyle mi, bana her bir yeri sevimli geliyor oysa…

“İçte bir kızarma var,”

Kızarma be kardeşim, eh be, daha gecen ay kızardın. Nedir derdin, habire habire kızararak nereye varmaktır arzun..

İlk zamanlarda bu durumu ilahi bir işaret olarak aldım. (özürdiliyorum ama )Ben hala emziriyorum… Özürüm kucağımdaki sıpa, eşeğe döndüğü halde hala emzirmekte olmamı kınamak için şöyle bir sinirle yerinden fırlayan arkadaşlaradır.

Böyle diyorum ama şu anda çok eğleniyorum ben. Seviyorum bu durumuma sinirlenen arkadaşlara takılmayı… Üstelik evet artık haklılar bırakmak lazım. Ama lafla peynir ekmek gemisi yürümüyor. Bu zaten bir başka günün konusu….Nerde kalmıştık… Şu tekrarlayan kulak sıkıntısını ilahi bir işaret varsaymakta….

“Demek artık sütün evladı hastalıklardan korumuyor, artık bırakma vakti geldi,” diye cümleleşen bir düşünceye denk gelen bir ilahi işaret…

Aslında bu durum nispeten doğru olabilir. Çünkü sağlıkçılarca önerilen süre olan 2 yıllık emzirme dönemim boyunca yine sağlıkçıların dediğini doğrular bir şekilde sütüm kızımı hep korudu ve nezle – mezle bilmedik biz pek.

Ama 2 yıl bitti, büyü bozuldu. Nezle mikropları sanki onlara kızımın yaşgününü bildiren bir bülten dağıtılmış gibi kapıya dizildiler… Amaaaan, nezledir, girptir olacak tabi bir çocuk demeyin sakın…. Aman demeyin. Ben dedim, lafımı yedim….

Bu yşlarda nezle bildiğiniz nezle formunda kalmıyor, mızıkçılık yapıp kulağa vuruyor.

İllaki mi?
Yok, bu kadar büyük bir genelleme yapmak yanlış olur, ama yine de çoğunlukla demek istiyor canım. En azından hayatın bana öğrettiği bu….

Doktorum zaten bana demişti.. Elbette öncesinde şöyle bir derinden gelen “ hmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm” salıverme hakkını kullanarak.

Dedi ki (dr’umuz) “bu yaşlardaki çocuklarda burun tıkandı mı kulağa vurur.. Çünkü bu yaşlarda kulak içindeki bilmem ne kemiği çok kısadır….”

Bir gece acilen gittiğimiz acil doktoru ise olayı östaki disfonksiyonu olarak açıkladı…

Tüm bu lafları alıp aklımdaki resim kağıdına kısa ve işini iyi yapamayan bir kemik çizdim, altına da bu bir östakidir yazdım. Ama doğru ama yanlış…

Sonra bir gün, kızımın son sevimsiz kulak saptamasının ardından 3 iğne ve 1 haftada sabah akşam antibiyotik şurup faslının yeni bittiği bir anda Baby Centers denen sayfadan yine bir bülten geldi (yine diyorum çünkü bu adamlar kahin gibi, daha evvel de bildiler kimi şeyleri)

Çocuğunuz şu yaş şu haftada… Kulağında sık sık problem oluyor değil miiiii türü bir bülten….

Ah buna sevinmeli mi üzülmeli mi…

Henüz tam anlamıyla incelemedim bülteni. Ama gözüm kulak kesiti grafiğini bir çırpıda seçti.

Baby Centers “kahinleri” derler ki bu yaş çocuklarında burun ile orta kulağı birbirine bağlayan östaki “borusu” olsun olsun 1 santimdir, daha da kötüsü yatay durmaktadır. Burun tıkanıklığı gibi nedenler östakinin da tıkanıp sıvıyı orta kulakda tutmasına neden olur. Hayin mikroplar da böyle loş ve nemli yerlere bayılır, gelir kurulurlar.. Sonra mı…

Sonrasında evlat gelir, ayyyy ayyy kuyaaaağğğğ acıdı diyerek yüreğinize dokunur…

Neyse ki kahinler gelecekten iyi haberler veriyor… Evlat büyüdükçe bu kemik 3 kat kadar daha uzayacak bir de uüstüne dikleşecekmiş…
Bu durumda sıvı akışı daha bir kolay olacak artık koca bir çocuk olan evlat gelip de “anne yaaaa, kulağım ağrıyorrrrr,” demeyecekmiş…

Bu durumda ben bir süreliğine daha “üzerine titre” deyimi nedir anlama ve anlatma dersindeyim. Duyurulur….


Foto:www.thewaichulisstudio.net/jdavenport2.htm Posted by Picasa

6 comments:

Anonymous said...

Merhaba Binnurcum,

Cok gecmis olsun. Bu miniklerin hastaliklari hem kendilerini ve daha cok annelerini uzuyor. Bizim oglanda ayni durumda. Bizim mazeretimizde krese baslama. Kasimdan beri 10 gun hasta bir hafta iyi sonra tekrar bastan sar. Onun atesi ciktikca benimde mide kramplarin basliyor. Bagisikliklari artana kadar boyle diyor doktor. Diyorda gelde anne yuregine anlat. Elimde termometre deli gibi pesimdeyim.

Ben 2 yasinda emzirmeyi biraktim. Tahminimden daha kolay atlattik. Hatirlarsan emzirme yazinda bu konuyu yazmistim. Bence cok yararli bir durum. Inan bana emzirmesen dahada kotu olurdu. Iyilestigi zaman sut birakma olayini tekrar dusunursun.

Yazilarinla tekrar dondugune cok sevindim. Her gun kontrol ediyordum, ne oldu diye. Ayni ilgiyi ekmek bloguna gostermen dilegiyle...
Serpil

Anonymous said...

Binnurcuğum iyi ki bu yazıyı yazdın, Yaman'ın henüz kulağı ağrımadı.(dedim ya, yarın ağrır kesin) Ama iş yerindeki tüm arkadaşların çocuğunda aynı sorun var, dur ben bu kısa boruyu anlatayım.
asliberry

asliberry said...

Binnur'cuğum seni sobeledim.
Yoğunsun biliyorum ama biraz ara ver, hadi benim için çantanı topla.

Anonymous said...

benim bildiğim pnömokok aşısı ile bu sevimsiz durumların azaltılabildiği.Doktorunuzla belki görüşmüşsünüzdür bu konuda."Çocuklardaki bütün orta kulak enfeksiyonlarının %25-40’ına, pnömokok hastalığı neden olmaktadır. Orta kulak enfeksiyonları çocuklarda, diğer bütün şikayetlere kıyasla daha fazla sayıda doktor viziti nedeni ve çocuklara antibiyotik reçete edilmesinin birinci nedenidir"internetten araştırılabilir ya da görüşmediyseniz doktorunuza bir sorabilirsiniz.ilaç içmekten ve içirmekten bile hoşlanmayan bir anne olarak bu konuda fikrinizi öğrenmek isterim.sonuçta aşı işte ve ben hala kararsızım :(

Binnur Akhun Önen said...

Anonime,
bu pnömokok aşısı hakkında benim de duyduklarım var. ancak kulak meselelerine iyi geldigini bilmiyordum.
Sadece bundan bir kac ay evel dr'uma acaba bu zature asısını yaptırsam mı diye sordugumda ondan aldıgım "olsa da olur olmasa da olur," turu cevap tum dr'lar (tahminen) bir kongreye gittikten sonra "evet evet yapalimmmmmmm," a donunce ben de birazdan panikledim acıkcasi.
ancak bu asiyi yaptirmak icin oncelikle kizimin hastaliklarinin bitmesini bekliyorum, sonralikla bu asi cok masrafli yahu... 4 kere oluyor ve toplamda 500 milyona geliyormus... hmmmmmmm. tabiki kızımın saglıgından kismam... hastaliklar bitsin yakinda bu asidan yaptiracagim. ve daha da detay ogrenecegim. size anlatmak icin.
sevgiler.

isil c. said...

merhaba binnur, bu aşıyı kızım birbuçuk yaşındayken yaptırdık, dr daha önce yapılsa idi tekrarının gerekeceğini fakat artık gerekmediğini söyledi. fikri değişir mi bilmiyorum tabi. geçmiş olsun.