
Hissediyorum, bu laf çok anlam dolu. Ancak o kadar anlam dolu ki, o yaşıma fazla geliyor ve beyin bardağımın kenarlarından taşıyor- yerlere dökülüyor. Böylesi daha iyi; boş bir beyinle ekrana baka kalıyorum. Para ve aşkı, bir diğer deyişle maddi veya manevi mülkiyetleri edinmelerinden ziyade ilk iki kardeşin, ben sonuncunun sonunu merak ediyorum. Ne elde edecek neticede acaba, bekliyorum.
Film sona ererken gördüklerime dair hafıza kayıtlarım karışmış. Fakat bir motosiklet kazası ve uçan bir genç hatırlıyorum. Ancak bu uçuş darbeden kaynaklanmıyor, bilgeliği arzu eden oğlan işte öyle kendiliğinden uçup paçayı/kendini onlarca kırık kemik röntgeninin sahibi olmaktan kurtarıyor.
"Bu muymuş?" diyorum bilgelik...
Uçabilmek miymiş?
Sonra dünya yüzlerce kere güneş etrafında dönüyor.
Hayat yolu üzerinde yürürken artık elini tuttuğum insanlar değişmiş. Annem ve babam geride biryerlerde, bir başka şehirde kalmış.
Avucumda minicik bir el.
Gökyüzünde öbek öbek kuş.
Hayatının üçüncü yılındaki minik el konuşuyor:
“Ben kuşları çok seviyorum…”
Büyümüş el soruyor:
“Neden?”
Minik el cevaplıyor:
“Çünkü onlar uçabiliyor…Ben de uçmak istiyorum”
Büyümüş el hayal kırıyor:
“Biz insanlar uçamayız. Kuşlar uçabilir, çünkü onlar çok küçükler,”
Minik el itiraz ediyor:
“Ben de uçabilirim, ben de küçüğüm!”
Büyümüş el kendini çok ama çok büyümüş hissediyor. Biraz canı sıkılıyor.
Gözünün önüne gömleğini pelerin gibi tek düğme ile boynundan bağlamış ve çatıda uçmaya hazırlanan bir çocuk geliyor. Bu
minik elin
babasının çocukluğu.
Büyümüş el iç çekiyor. Tüm ihtimalleri yok etmeli. Bunun için biraz bilgi yeter, başlıyor konuşmaya:
"Kuşların kemiklerinin içi boştur. İşte bu yüzden hafiftirler onlar. Biz onlar kadar küçük olsak da uçamayız, bizim kemiklerimiz ağır…"
Ciddi bir ifade ile dinliyor minik el.
Ve uçmaya dair son umudunu da yitiriyor.
Bilgi gelince bilgelik gidiyor galiba diye düşünüyor elinde minik bir el sokakta yürüyen bir anne.
Ve merak ediyor hangisi?
Kemikler mi
yoksa ezberletilmişi ezberleten anneler mi
insanı bir çivi gibi yere mıhlıyor?