
2,5 derken katalogun içinde çoktan kaybolmuştum aslında. Sayfalar rengarenkti. Birileri, muhtemelen yaşarken insanlık alfabesinin ünsüz, ölümle beraber ünlü harflerine terfi etmiş ressamlar muhteşem resimler çizmişti. Ama ay be ay, yıl be yıl belli ki.
Ve şimdi, tüm bu emekler sayılı saatler içinde çerçevelenip ellerime teslim edilmek için ama öncelikle seçilmek için elbette, kucağımdaki koca kitapta arz-ı endam etmekteydiler.
Röprodüksiyon.
Modern çağın sanata bir hediyesi, belki de laneti.
Ama öyle ama böyle.
Gözümü Monet’lerden alamıyorum.
“Benim ki de 2,5,” diyor kadın
“Ama sizin ki daha büyük gösteriyor!”
Muhteşem bulutlar var arka planda ve önde MOnet’nin gözüyle iki insan figürü. Gözlerimi bulutlardan alamıyorum.
“Bundan nefret ediyorum,” diyorum kendime “ Ne diye sorarlar ki çocuğun yaşını…”
“Babası uzun, ondan biraz uzun bizimki,” diyorum.
Bu adam nasıl böyle resimler yapmış. Bir de gerçeklerini gör demişti Fransa’ya gidip gelen bir arkadaş.
Gidemeyenler için süper bir icat bu…
Hangi yıl diyor kadın… Sonra da hangi ay, susmaya niyeti yok.
“Bizimki bir ay da büyükmüş,” diyor…
Özür diler gibi “bizimki de zayıf ama,” diyorum.
Bezlerden bahsediyoruz. Onun ki 1 yıl evel kurtulmuş bezden. Benim ki eh işte birkaç gün evel. Havada karşılıklı acıma duyguları uçuşuyor. Ben onun vakitsiz disipline edildiğini düşündüğüm kızına, o da 2,5 yıldır çişle kakayla, havaya atılmış parayla uğraşan bana.
Bulutlardan gözlerimi alamıyorum.
Yeni taşınacağımız evde çok güzel duracak bu tablo.
Birkaç ay daha mı büyük söylemek lazım acaba diyorum kendime. Kafadan hesap yapmaya çalışıyorum. 3 ay, yok yok 4 ay daha büyük desem, kaç yaşında olur, hangi ayda doğmuş olur.
22 milyon diyor kadın. Piramit yeşili çerçeve ve bu ebada…
Ödüyor çıkıyorum.
Derin bir soluk alıyorum.
3 gün içinde elimde kalan sadece basit bir reprodüksiyon ama harika bulutlar olacak.
Bir dahaki sefere gelirken acaba kızı getirmesem mi diyorum.
Ben nazardan çok korkuyorum.
İşte o yüzden gözümü dikip en çok bulutlara bakıyorum. İster röprodüksiyon, ister gerçek, farketmez.. Nasıl olsa en kötü ihtimalle dağılırlar ve tekrar toplaşırlar...
Ben başka hiçbirşeye gözümü böyle uzun uzun dikip de bakmıyorum...